7 Aralık 2017 Perşembe

Sırça Fanus - Sylvia Plath

Sırça Fanus'u aldığımda sene 2011'di :) O zaman kitabı okumaya önsözünden başlamış, sonra da herhalde araya daha çok merak ettiğim bir kitabın girmesiyle yarım bırakmıştım. Kısmet bugüneymiş diyelim.

Özellikle 2003 yapımı, başrolünde Gwyneth Paltrow'un olduğu Sylvia isimli filmi izledikten sonra merakım artmıştı. Kitabı bitirdikten sonra okuduğum önsözde (içinde Sylvia Plath'ın çizimleri de var), Sırça Fanus oldukça otobiyografik bir roman.

Can Yayınları'ndan 2011'de çıkan kitap, ilk 1987'de Türkçe olarak yayınlanmış. Yazar ise romanını 1963'te, hayatına son vermeden kısa bir süre önce yayınlatabilmiş. Kendisi aslen şiirleriyle tanınıyor.

Sırça Fanus'un kahramanı Ester yazı konusunda okuldaki başarılarından dolayı 1 aylığına New York'ta ünlü bir derginin misafir editörü oluyor. Ancak son derece heyecanlı geçen bu bir aydan sonra annesiyle yaşadığı evine dönünde, üstelik kabul edilmeyi umduğu ünlü bir yazarın yazarlık dersinden red cevabı aldığını görünce bir bunalıma girer. Bunalım annesinin onu sosyalleştirme çabalarına rağmen hızlı yoğunlaşır ve genç kız kendini akıl hastanesinde bulur...

Roman ilgi çekiciydi, sonundaki umutlu gelişmelere rağmen yazarın gerçek sonu son derece üzücü. Yazarın Amerikalı olmasına rağmen, eşiyle beraber İngiltere'ye yerleşiyor ve romanı orada basılıyor. Ancak yazarın annesi, romanın otobiyografik olmasından dolayı romanın Amerika'da basılmasını engellemeye çalışıyor. Önsözde verilen bu bilgi de bana çok ilginç geldi. Sylvia filmini de izlemenizi tavsiye ederim. Keyifli okumalar...






1 Aralık 2017 Cuma

Merhaba !

Merhabalar ! Uzun zamandır yoktum, size daha önce bahsettiğim gibi evle ilgili sorumluluklarım artmıştı ve henüz bir düzen kuramadım tam olarak. İşte şimdi az da olsa bir fırsat bulunca hemen bloguma koştum. Yorumlarınızı geç yayınlayıp geç cevapladığım için kusura bakmayın, ben burada yokken de ziyarete geldiğiniz, yorum yaptığınız için çok teşekkür ederim, yoğun günlerimde beni yalnız bırakmamanız beni çok mutlu etti :) Bu arada yeni kitaplar okudum, yazılarını yazım ama aksi gibi şu an yazılarım yanımda değil..:)) Yine de gelip bir merhaba demek istedim. Resim de Daily Mail'den, çok beğendim ben, hayalimdeki kitaplık işte bu :)) Yeni yazılarla en kısa zamanda görüşmek üzere, sevgiler:)

resim: http://i.dailymail.co.uk/i/pix/2013/04/06/article-0-191E7865000005DC-872_964x425.jpg

21 Kasım 2017 Salı

Şiirli Müzik Kutusu - Yaprak Öz

Yaprak Öz’ün daha önce Berlinli Apartmanı ve Şeytan Disko kitaplarını okumuş, çok beğenmiştim. Kendisi aslında şiir alanında daha faal diyebiliriz, şiirleri 1997 yılından beri çeşitli dergilerde yayımlanmaktaymış. İlk şiir kitabı Fırtına Günlüğü 2006 yılında çıkmış, ödül almış. Bu ikinci şiir kitabı.

Yitik Ülke Yayınları’ndan 2009’da çıkan kitap 56 sayfa ve içinde 25 tane şiir var. Aşksız Dikiş Kutusu ve Taş Plaktan Şarkılar, Ayçöreği Perisi ve Beyaz Bulutlar, Eskimo Kadın Şair, Bir Maskeli Baloda Rastladım Sana şiirlerini sevdim. özellikle en sevdiğim Eskimo Kadın Şair 9 kısımdan oluşuyor (kitapta enteresan bir şekilde, Roma rakamıyla IX şeklinde yazılması gereken dokuz VIIII şeklinde yazılmış :))) ;








VI



Bu yüzden yaşıyorum ben,
Seyyar gece için,
Döner durur da dünyayı,
Gelir kaplar göğü burada.
Kara kısrak diyorum ben ona.
Gemsiz ve dizginsiz gece,
Bağlılık yemini ettim sana.
Sensin bana hediye eden
Tüm şiirlerimi ve hayallerimi,
Oyalanırım bunlarla.
Bazen yün eğiririm sadece,
Bazen erkenden uyku ağırlığı çöker üstüme ama
Hep sözcükler vardır aklımda.
Hep yazmaktayımdır,
Çünkü ruh pek ince bir kumaştır.

Ayrıca şair Hatıra Defteri isimli şiirinde doğumundan şiiri yazdığı yıla kadar her yılın kendisi için anlamını tek cümlede toplamış, mesela “yetmişsekiz: yeşertti dallarını gürgen ağacı” dizesi herhalde kardeşi Gürgen Öz’ün doğumunu anlatıyor :) Sylvia şiirinde de şair Sylvia Plath’ı anlatıyor, onun hayata veda edişi üzerine...

Kısacası, kitabı çok beğendim, sanki şairin gerçekten şiirlerinde tasvir ettiği gibi fantezilerle, hayallerle dolu bir hayatı varmış gibi bir izlenime kapıldım. Şiir okumayı seviyorsanız, tavsiye ederim, keyifli okumalar.

16 Kasım 2017 Perşembe

Çan - Iris Murdoch

Iris Murdoch’un dilimize çevrilmiş bütün eserlerini okumak istiyorum, Çan da kalan bir kaç kitabımdan biriydi. Çan’ı İmge Kitabevi’nin 1992 baskısından okudum, çeviriyi de Hande Özdemir yapmış. Kolaj şeklinde hazırlanmış kitap kapağını da çok beğendiğimi ekleyeyim. Kitap 282 sayfadan oluşuyor.



Konusu şöyle, henüz 20’li yaşlarında olan genç ve deneyimsiz Dora, o zaman kendisinden çok etkilendiği, sanat okulundaki derslerden birinde öğretmeni olan olgun, varlıklı ve soylu Paul Greenfield ile evlidir. Ancak kısa sürede bu evlilik onu boğmaya başlar, eşi ile aralarında arkadaşlık yoktur, sürekli eleştirilmektedir ve gençliğini yaşayamamıştır. Bütün bunlar nedeniyle Dora eşini terk eder ve daha önce flört ettiği gazeteci Noel ile sevgili olur. Paul bunu bilmektedir ama karısına da aşıktır. Dolayısıyla Dora ona dönmek isteyince çok sevinir ve onu o sırada el yazmalarını incelemek üzere bulunduğu, taşrada bir yerde dini bir cemaatin yaşamakta olduğu Imber’e çağırır. Burada cemaatin yaşadığı malikane, bir manastır ve göl bulunmaktadır. Cemmatin lideri Michael, arkadaşı Peter, rahibe olmaya hazırlanan Catherine, onun tuhaf ikiz kardeşi Nick, garip bir çift olan Bay ve Bayan Mark, kanlı canlı James ve gruba misafir gelen genç ve toy Toby romanın başlıca kişileridir. Hepsinin ilginç bir hikayesi veya gizemli bir geçmişi vardır. Ve tabi manastırın eski çanı Gabriel hakkındaki efsane...



Kitap müthişti. Kısa süre önce Deniz, deniz’i okumuştum ve sanatın bu kadar zirvesinde bir kitaptan sonra yazardan okuyacağım diğer kitapların benim için çok da etkileyici olamayacağını düşünüyordum ama Çan gerçekten muhteşemdi. Deniz, deniz gibi bir başyapıt değil belki ama müthiş etkileyiciydi. Özellikle çanla ilgili olup bitenler beni inanılmaz etkiledi, yer yer tüylerim diken diken oldu diyebilirim. Yazar atmosfer yaratmakta çok başarılıydı. Nispeten kısa bir roman olmasına, buna rağmen birden çok karaktere eğilmesine rağmen, çoğu karakter için bir kaç sayfada etkileyici bir geçmiş ve iç dünya meydana getirmiş. Hayran olmamak elde değil. Kısacası Çan yazarın en beğendiğim romanlarından biri oldu. Belki de "Deniz, deniz" den sonra en beğendiğim diyebilirim. Merak ediyorsanız Rüya Sakinler, Tekboynuzlu At, İtalyan Kızı, Kara Prens beni en çok etkileyen diğer Irıs Murdoch romanları. Bu arada Çan romanındaki kısa bir bölümü yazar eşine yazdırmış, bu da ilginç bir bilgi:) Keyifli okumalar dilerim.

12 Kasım 2017 Pazar

Ta-da!!

Yine yeni bir proje ile karşınızdayım. Seneler önce aşağıdaki resme pinterest'te rastlamış ve çok beğenmiştim, o zamandan beri aklımda vardı bu resmi kumaşa boncuklarla işlemek. Sonra yeni bir artjournal'e başlayınca hadi kapağını böyle yapayım dedim. Öncelikle kumaşa resmi basıp bir arka plan oluşturmalıydım. Hepsiburada.com'dan A4 boyutunda ütü ile transfer kağıdı aldım. Bana A5 boyutu yeterliydi, geri kalanına da çocuklar için 1-2 kedi ve araba resmi basıp beyaz atletlerinin üstüne ütüyle transfer yaptım. Transfer işlemi çok kolay, önce renkli yazıcı ile transfer kağıdının üstüne deseninizin çıktısını alıyorsunuz, sonra ütüyle kumaşa transfer ediyorsunuz, zevkli ve kolay bir işlem.

Sonrasında boncukçunun yolunu tuttum, bir sürü boncuk, taş arasında başım döndü, öyle güzel şeyler vardı ki, neyse ben desenime en uygunlarını seçmeye çalıştım, tabi ki bir ziyaret yetmedi, bir kaç defa gidip en uygun malzemeleri seçmeye çalıştım.

Valla baya yorucu bir iş olduğunu itiraf edeyim. Şu sırmaları dikmek özellikle yorucu oldu. Bazı yerleri söküp söküp tekrar yapmak zorunda kaldım.

O kadar uğraştım ki "bitirme projem" diyorum:)) Bir sürü boncuğum da arttı aslında ama bir daha bu işe girişeceğimi sanmıyorum:)) Umarım beğenmişsinizdir, sevgiler..:)

Kaynak: https://i.pinimg.com/564x/92/a4/91/92a49187630729e49e62d1265a73c957.jpg


5 Kasım 2017 Pazar

Şeytan Disko - Yaprak Öz

Geçenlerde Yaprak Öz’ün ilk romanı olan Berlinli Apartmanı’nı okumuş ve çok beğenmiştim.Gerilim türünde yazan yazarın diğer iki romanını da okumaya karar verdim ve 2015 yılında çıkmış olan ( yazarın ikinci romanı) Şeytan Disko ile devam ettim.

Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan kitap 220 sayfa. Kahramanınız Deniz, evli, eşiyle arasında bazı sorunlar olan ama bunun dışında ‘tuzu kuru’ diye tabir edebileceğimiz rahat bir yaşam süren, 30’lu yaşlarda bir kadındır. Bu arada gördüğü bir takım çok canlı rüya ve görüntülerde 60’lı yıllara benzeyen bir zamanda genç bir kadının başına gelen muhtemelen kötü bir olayı görmektedir. Çevresi bunun kadının depresyonuna bağlar ve önem vermez ama Deniz’in kimselere anlatmadığı, kalbinin derinliklerine gömdüğü sırrı da aynı sıralarda genç kadına kendini hatırlatır.

Bu kitabı da çok beğendim, yine iki günde okudum, elinize alınca bırakamıyorsunuz, son derece merak uyandırcı, ilgi çekici yazılmış. Aynı zamanda kahramanımız Deniz’in 80’lerde geçen ergenliği sayesinde onun hatıralarında müzik dolu, keyifli bir yolculuk yapıyorsunuz, kesinlikle mutlaka tavsiye edeceğim bir roman yine. Keyifli okumalar dilerim.

29 Ekim 2017 Pazar

Mutfak Çıkmazı - Tahsin Yücel

Merhaba! Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!! :)

Yazarın 1960 yılında yazmış olduğu, ilk romanı Mutfak Çıkmazı. Tahsin Yücel’in de okuduğum ilk romanı. Bu arada sevgili blogger arkadaşım Şule’nin blogundaki çekilişnden kazandığım Kendine Doğru Yolculuk kitabı da var elinde.

Tahsin Yücel 1933 Elbistan doğumlu, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Eedebiyat Bölümü mezunu, aynı okulda uzun yıllar öğretim görevliliği yaptıktan sonra, 2000 yılında emekli olmuş. Özellikle edebiyat eleştirisi üzerine önemli yayınları var. Bunun dışında öykü, deneme ve roman türünde de eserler vermiş.

Yazar bu kitabının önsözünde bu kitabı ilk yazdığında coşku duymasına rağmen yıllar sonra tekrar okuduğunda adeta yabancı bulduğundan bahsediyor. Bu arada bu önsözde çok hoşuma giden bir kısım var;

”.... ‘Dünyaya gelen çocuk sayılmaz bir kalabalıktır, yaşam erkenden tek bir bireye, ortaya çıkan ve ölen kişiye indirger onu. Benimle bir sürü Sokrates doğdu, sonra yavaş yavaş, yargıçlara ve baldıran zehrine borçlu olduğumuz Sokrates bunlardan ayrıldı,”... ‘Peki tüm ötekilere ne oldu?’ ... ‘Birer düşün olarak kaldılar. Var olmak istediler ama geri çevrildiler. İçimde saklıyordum onları, kuşkularım ve çelişkilerim olarak!’... Bu gözlem doğruysa eğer, birer ‘düşün’, birer ‘filiz’ olarak içimizde kalan gücül kişiliklerin, aynı benlikte yer aldıklarına göre, ister istemez bir ortak yanları bulunması gerektiğini, bunun sonucu olarak da gerçekleşme olanağını bulamamış olan mimar, ozan, yargıç ya da terzi Sokrates’in filozof Sokraes’ten çok da uzak olmaması, onunla yüzde yüz karşıtlaşmaması, tam tersine aynı kişiliğin değişik yönleri ya da yüzlrti olması gerektiğini söyleyebiliriz. Yapıtlarımız da bizim değişik yönlerimiz, değişik yüzlerimiz değil midir?”

Can Yayınları’ndan şubat 2016’da dördüncü baskısını yapmış olan kitabımız 143 sayfa. Kitap 1960’da yazılmış olduğuna göre o yıllarda geçiyor. Kahramanımız İlyas Divitoğlu, yargıtay üyesi dedesinden sonra ailenin yüz akı, medar-ı iftiharı olmaya aday bir gençtir, doğudan İstanbul’a hukuk okumaya gelmiştir. Divitoğulları yörenin en soylu en saygın ailesidir ancak artık eski varlıklı günler geride kalmıştır, İlyas’ı okutmak için herkes yemesinden içmesinden keser, elbirliği ile onu okutmaya çalışır. İlyas da bugüne kadar kendisinden bekleneni fazlasıyla vermiş, sınıfın bir numarası olmuştur ta ki deli gibi aşık olduğu sevgilisi Emel’den aşkına istediği şekilde karşılık alamadığını görene dek... O andan itibaren büyük bir boşluğa düşen İlyas, tutunacak birşeyler arar ve o sırada yemek yapmayı keşfeder. Ama bu işi o kadar abartır ki...

Kitabı çok sevdim, Divitoğlu karakteri sevilmeyecek gibi değil, hikaye oldukça ilginç, Dostoyevski’nin Yer Altından Notları’ndan aldığım havayı aldım sanki. Yalnız bu kitaba, Can Yayınları’na yakıştıramadığım ve sürekli tekrar eden bir hataya rastladım; “Orhan bey”, bu kadar bariz bir hata beni çok şaşırttı gerçekten. Bunun dışında, kitap gayet güzel, kesinlike tavsiye ederim, hatta yazarın kitabı kendisine bu kadar yabancı bulması da beni şaşırttı doğrusu. Keyifli okumalar dilerim.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...